İki Ucun Farksızlığı

Kitabımda yer alan bir başka denemem. Deneme yazabilmek için sık karşılaşılmayan değişik hayat hikayelerine ihtiyacınız vardır. İşte o eşsiz hikayelerden biri insanların iki zıt kutup arasında nasılda saniyeler içinde yer değiştirebildiğini bulmamı sağladı. Keyifli okumalar

Hayatta sıklıkla uçlarla karşılaşırız, onlarca zıtlık vardır. Teklik düşüncesi aklımızın ucuna dahi gelmez. Çok kötü ve çok iyi arasında inanılmaz yollar olduğunu düşünürüz. Oysa ikisi aynı noktadır. Belki de uçları ve zıtlığı öğrenmeye sayı doğrusu ile başladık. Bir yönü artı sonsuza diğer yönü ise eksi sonsuza gider ve bu kollar asla kesişmez diye öğrendik.

Gerçek çok farklıydı, o iki kol kimsenin görmediği sonsuzda dairesel bir şekil alarak birleşir. Aslında artı sonsuz eksi sonsuza eşittir. İyi ve kötü, mutluluk ve acı da böyledir. Zıt görünen her şey en üst seviyede aynı noktada birleşir. Çok üzüldüğünüzde ağlarsınız, çok sevindiğiniz zaman da ağlarsınız. İki uç sonsuzda birleşir ki bu durum farklılık ilizyonunu yaratır. Sayı doğrusunda sayılar sıfırdan uzaklaşırken gerçekten zıtta gidiyor gibidir ve aslında uzaklaştıkça yakınlaşırlar. Aynılığı ve tekliği görebilmenin tek yolu acıyı ya da mutluluğu en dip noktasına kadar yaşamakla mümkündür. Çok değil, en üzülmek zorundasınız. Hayatta her şey döngüseldir. Aynı gibi duran iki gün hatta saniye aslında benzersizdir. Yaşantımız hep kötü ve iyi arasında döner. Acılar ve mutluluklar beraber gezer. Çok kötü olduğunda her şey üst üste gelir. Eşinizden ayrılırsınız, işinizden atılırsınız, aileniz sizi reddeder. Bir kez kötü senkrona girdiğinizde en son noktasına kadar yaşarsınız. Bu noktada psikolojinizi rahatlatın. Çünkü, yinelemek gerekirse hayat döngüseldir. Hiçbir durum sonsuza kadar devam edemez. Bu kadar kötü olayın bir arada ve uzun bir dönem devam etmesi, acıların hiç bitmeyeceği düşüncesini oluşturur. Döngülerin değişim noktaları yaşananların en yoğun olduğu dönemdir. Değişimler sancılıdır ve değişimin oluşması için yoğun bir enerji gerekir. Bu enerji yaşanılan duygunun maksimum noktaya çıkması ile sağlanır. Acıdan örnek verdik, her şeyin batağa sürüklendiği o anlar değişimin ve mutluluk döngüsünün çok yakın olduğunu haber eder. İşin bu kısmını görmek kolaydır. Fakat hiçbirimiz mutlu döngülerin sona ermesine inanamayız. Her şey çok güzel giderken nasıl biter? Ayrılıkları düşünün belkide ayrılmadan önce yaşadığınız gün hayatınızın en güzel günüydü. Çok aşıktınız, mutluydunuz. Bir günde dünya başınıza yıkıldı. Anlam vermek çok zor. Bu sistemi hatırlamak gerekir. Mululuk döngüsü son bulacak, öyleyse mutluluğunuz son bulmadan önce maksimum seviyeye çıkacaktır. Acılar nasıl yoğunlaştığında biterse, mutlulukta o derece yoğunlaşacaktır. İnsan acının dibine çekildiğinde bilmeliki ışık çok yakındır. Ama mutluluğu sürerken de bilmelidir ki her şey döngüseldir ve bu mutlulukta o acılar gibi geçicidir. Hiçbir şeye kaybetmeyecekmiş gibi bağlanmayın. Eğer hayatınızdaki döngüleri izlemeyi başarırsanız hepsinin bir amacı olduğunu fark edebilirsiniz. Bitiş zamanlarını görerek buna göre önlemler alıp, psikolojinizi koruyabilirsiniz. Unutmayın çok iyide olsa çok kötüde olsa aslında yaşayacağınız aynı. Uçlar arasındaki farksızlığı daha iyi kavratmak adına bir şema ile açıklamak istiyorum. Soldaki durumda sizi seven kişi sizden nefret etme noktasından oldukça uzaktır. Oysaki gerçek sağdaki durumda çok sevmekten, çok nefret etmeye sadece bir adım vardır.

 

 

 

 

Gecenin Aydınlığa Zulmü

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>